" Herkes Yasa Önünde Eşittir ve Ayrım Gözetilmeksizin Yasanın Korunmasından Eşit Olarak Yararlanma Hakkına Sahiptir... "

Haberler

Ayağını bastığı her toprağa bahar getiren Türk Milleti’nin Ergenekon'dan Çıkışının ve Nevruz Bayramı'nın 4663. Yıl Dönümü Kutlu Olsun.

shadow

Baharın gelişini simgeleyen ve Ergenekon’dan çıkışımızın 4663.yılını kutlayacağımız bir Nevruz daha geldi. Türkistan'dan Balkanlardaki uluslara kadar çok geniş bir bölgede yerel renk ve inançlarla kutlanan Nevruz, her ulusun kendi kültür değerleriyle özdeşleştirip sembolleştirdiği, baharın gelişinin coşkuyla karşılandığı özel bir gündür.

Yeni Yurt arayışı için Türk Milletinin 9 Mart’ta başlatıp,21 Mart’ta bitirdiği 12 günde süren ÖTÜKEN’i Yurt tutmasıyla sonuçlanan ERGENEKON’dan çıkışımızın tamamlandığı gün olan NEVRUZ Bayramı;

21 Mart’ta doğanın uyanışı, dirilişi ve yaradılış günü, yeniden doğuş, yok olmaktan kurtulup yeryüzüne yeniden dağıldığımız günün Ergenekon’dan çıkışımızın yıldönümü kabul edilerek Nevruz/YENİGÜN bayramı adıyla Türk Dünyasının kutladığı kadim törenlerin adıdır.

Mete Han zamanından bu yana Türklerde var olan Nevruz, Yenisey-Orhun çevresinden, Altaylara, oradan da Hun Türklerinin Avrupa’ya yürümesiyle Macaristan’a ve Balkanlar’a ulaşmış, 800’lü yıllardan itibaren Hazar’ın güneyinden Anadolu’ya ve Mezopotamya denilen bölgeye taşınarak daha geniş bir coğrafyaya yerleşmiş ve Türk Kültürünün önemli bir tarihi zenginliğidir.

Türklerin yeniden tarih sahnesine çıkışlarının yıl dönümü ve Ergenekon Bayramı olarak da çok eskiye dayanan bir kültür etkinliği olması sebebiyle, Ergenekon'dan çıkışın sevincini anlatmanın sembolü olarak  Hun, Göktürk, Uygur, Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti dönemlerinde örfi bir bayram olmuş ve merasimler, eğlencelerle ola gelmiş,yani bugün Büyük Selçuklu Devleti’nin tarihi sınırlarında bulunan her yerde yöresel farklılıklar dışında aynı anlam çerçevesinde kutlanmıştır.

Türkler arasında kutlanmasının yanında, her yıl 21 Mart’ta kutlanan bu şölenler gerek Türk bölgelerinde yeni gün, yeni bahar anlamlarına geldiği gibi gerekse Acem, Arap bölgelerinde, baharın gelişi, yeni yıl bayramı olarak Nevruz, Navrız, Sultan Nevruz ve Mart Dokuzu gibi değişik ad ve farklı etkinliklerle ortak bir kültür etkinliği olarak Orta Asya Türk topluluklarının, Azerbaycan, Acem topluluklarının, Anadolu Türklüğünün, Balkanlara kadar olan coğrafyada yaşayan Türk topluluklarının Kuzey Kıbrıs'tan Doğu Türkistan'a kadar Türk Ulusunun Ulu Günü dür.

Şaman din adamları kamlara göre, “Türklerin atasının yaratıldığı gün ” olan nevruz, 12 hayvanlı Türk takviminde yeni yılın başlangıcı olarak kabul edilir.

Öncelikle Orta Asya’da geçmişi binlerce yıl gerilere giden Türk devletlerine baktığımızda nevruz ve nevruz kutlamalarıyla ilgili detaylı bilgi veren çok önemli insanlar karşımıza çıkar. “Dîvânu Lugâti’t-Türk” isimli eserin yazarı Kaşgarlı Mahmut ve “Kutatgu Bilig” adlı eserin müellifi Yusuf Has Hacip, nevruz ile ilgili çok önemli bilgiler verirler.

Öte yandan, şair ve düşünür Ömer Hayyam, düzenlediği takvim için yeni yılın başlangıcını 21 Mart olarak gösterir. Ve Akkoyunlu Türk hükümdarı Uzun Hasan’ın Nevruz Bayramı’nı coşkuyla kutladıklarını kaynaklar göstermektedir.

Orta Asya Türkleri için yüzyıllar boyu bir din niteliğinde olmuş Şamanizm’de din adamı kamlara göre nevruz, “Türklerin atasının yaratıldığı gündür.” Mani dinini kabul eden Uygur Türklerinde nevruz kutlamalarına büyük yer verilir. Uygur minyatürlerinde, nevruz üzerine resmedilmiş oldukça fazla konu vardır.

İslamiyet öncesi Türk devletlerinin çoğunluğu on iki hayvanlı takvimi kullanıyorlardı ve bu takvimde yeni yılın başlangıcı mart ayının 21’inci günüydü. Yani yılbaşı olarak baharın ilk gününü kabul etmişlerdi. Bunu da bayram olarak kutlarlardı.

Türkler Anadolu’ya yerleştikten sonra da Nevruz Bayramı’nı (Bahar Bayramı) aynı coşkuyla kutlamaya devam ettiler ve yeni anlamlar yükleyerek millî kültürlerinin en önemli bayramlarından biri haline getirdiler. Kadim Türk millî kültürünün gelenek ve dinî içerikli Nevruz Bayramı için, 12. yüzyılda Sivas hükümdarı Kadı Burhaneddin ile I. Ahmet, IV. Murat gibi padişahlar; kazasker Baki Efendi, Şeyhülislam Yahya Efendi, şair Kuloğlu, Pir Sultan Abdal, Kaygusuz Abdal, Fuzuli, Nedim, Baki ve Namık Kemal başta olmak üzere pek çok Türk şair ve düşünürün, “Nevruziye” ve “Bahariye” denilen kasideleri mevcuttur. Özellikle divan şiirinde divanların “nevruziye” kısmında şu beyitteki bahar tasvirleri yapmak önemlidir:

“Erişti bahar oldu yine hemdem-i nevruz.

Şad etse nola dilleri cam-ı cem-i nevruz.”

Öte yandan Nevruz, Türk musikisinin en önemli mürekkep makamlarından birisinin de ismidir. Nevruz-ı asl, nevruz-ı Arap, nevruz-ı bayati, nevruz-ı hicaz ve nevruz-ı acem gibi makamlar mevcuttur.

Osmanlı’da ilkin Ertuğrul Gazi’nin mezarının başında nevruz törenleri yapıldığı görülür. Tüm Osmanlı tarihi boyunca nevruzdan önce üç hafta boyunca “Kuru yemiş bayramı” ilan edilirdi. Zira bu, nevruzdan sonra tazelerinin çıkacağı düşünülerek kuru yemiş satan esnafın elinde bulunan malların satılmasına yönelik bir uygulamaydı ki, hem esnaf zarar etmesin hem de halk bayramdan önce ucuz kuru yemiş alabilsin.

Bu şekilde kuru yemişini alanlar, nevruz akşamı (20 Mart akşamı) “S” harfiyle başlayan yedi nesneyi (süt, simit, salep, soğan, sirke, semek (balık) ve sefercil) içi kuru yemiş dolu bir tepsinin en üstüne yerleştirerek aile reisine sunarlardı. Bu sayede yeni yılın aile reisinin nezdinde kendilerine bereket getireceğine inanılırdı.

Osmanlı’da mali yıl başlangıcı nevruz olarak alınmıştı. İlk vergi taksitinin toplandığı aydı ve bu takvim 1980 yılına kadar devam etmiştir.

Bu yıl 4663. Yılını kutladığımız Nevruz ve Ergenekon bayramı ülkemizde olduğu gibi tüm Türk illerinde kutlanan ve Türk Dünyasının 4663 yıllık geçmiş ve tarihe sahip olduğu tek bayramdır.

Nevruz, iki önemli anlam ifade etmektedir. Biri insanlık için özgürlüktür, diğeri tabiatın doğuşudur. Dolayısıyla Nevruza sahip çıkmak her Türk'ün görevidir.

 

Erol ŞAHİNGİL

Türk Dünyası İnsan Hakları Derneği

Temsilcilikler Başdanışmanı